Ramazanın başında çok sevdiğimiz aile dostlarımız Martin ailesini maalesef Amerıka ya yolcu ettik..
Yaklaşık 7 yıldır Türkiye de yaşıyorlardı..ve çok seviyorlardı...
Tek kızları Addie yı de burada bızım vatanımızda büyütmek onlar için çk önemliydi..
Ancak Andy nın annesının onemlı rahatsızlıgı sebebı ıle amerıkaya donmek durumunda kaldılar..
Bizım halkımızda cocuklarımızı nedense amerıkalarda avrupalarda buyutmek ıster yaa..
Mandy nın tek endısesı su an Addıe ...
Amerıka da bulunan erkende büyümüş 8 - 9 yasında genc kız gıbı davranan kızlardan olmasını hıc arzu etmıyor..
Andy gıderken Ramazan pıdesı yıyemeden gıttıklerı o kuyruga giremeyecegı için üzgündü:))
Bizlerde onları tekrar göremeyecegımız için üzüldük..ama onları tanıdıgımız aynı dili konusabıldıgımız için çok mutluyuz...
Ramazan ayının son günlerine yaklasırken yine bir ayrılk haberi daha aldık...
Kızımın kreş arkadaşı Hakanımız da Amerika yolcusu:((
Olmaması için içten içe ümit ediyordum ama onlar için hayırlısı buymuş..
Bu konu çok post götürür :(((
daha çok yazacağım sanırım..Ama keske ayrılığa cıkmasa yazdıklarım...
Sulugöz Nohut oda kaçar..
30 Ağustos 2010 Pazartesi
26 Ağustos 2010 Perşembe
24 Ağustos 2010 Salı
22 Ağustos 2010 Pazar
Kahve çekirdeğinin maceraları...ve son...
yolculuklar keyifli olsada sonu insanı çok yoruyor...
başladığın enerji kalmıyor ..
ha gayret şuraya da bir bakalım uğrayalım desekte bünye bir yere kadar izin veriyor...
Bursa ya uğrayışımızda iyice acıkmış olan karnımızı doyurmak ve bir soluk almakdan ibaret oldu bu sebeplerden..
Bursaya daha öncede bir kaç kere gittim ama nedense hala lağıyıyla gezmemişim gibi geliyor..
Müthiş bir iskender kebap yedik tavsiye edilen bir mekanda..
Çok orjinal şirin bir lokantaydı..minik şişelerde şerbet eşliğinde leziz bir iskendedi..
anladımki gerçekten İstanbul da kiler yalan!
Sonrasında Kozahan a uğradık..Belki biliyorsunuzdur..Ben ilk gittim..
Çok güzel şallar vardı..
Hele kaşmir bir şal vardı ki..Sarıldım ona hiç bırakmak istemedim ama ...
fiyatları cep yakan haatta bütçeyi sarsacak cinsten:))
300 den başlayan 600 e dogru yol alan bir tarife..
Ham keten olanlar da cok orjinaldi.
Ben İpekevimden aldım burda da Erenköy de temin edebilirsiniz fiyat farkı fazla yok zaten..
sonrasında Ulucami ile bu geziiyi de bitirdik,Yalova ya dogru yol aldık..
Feribota geldığımızde Ayşe ateşler içinde yanıyordu..
Bu da güzel dedik tatil sonu olması:))
Boğaz enfeksiyonu ile bir devirde kapanmış oldu..
eee günde 3 ü bulan dondurma sayısının cezası olsa gerek:))
PS: Bu arada ortada bulunan resim Ayşe ye tatilde taktığımız Kahve Çekirdeği ismini bizzat incelerken..
başladığın enerji kalmıyor ..
ha gayret şuraya da bir bakalım uğrayalım desekte bünye bir yere kadar izin veriyor...
Bursa ya uğrayışımızda iyice acıkmış olan karnımızı doyurmak ve bir soluk almakdan ibaret oldu bu sebeplerden..
Bursaya daha öncede bir kaç kere gittim ama nedense hala lağıyıyla gezmemişim gibi geliyor..
Müthiş bir iskender kebap yedik tavsiye edilen bir mekanda..
Çok orjinal şirin bir lokantaydı..minik şişelerde şerbet eşliğinde leziz bir iskendedi..
anladımki gerçekten İstanbul da kiler yalan!
Sonrasında Kozahan a uğradık..Belki biliyorsunuzdur..Ben ilk gittim..
Çok güzel şallar vardı..
Hele kaşmir bir şal vardı ki..Sarıldım ona hiç bırakmak istemedim ama ...
fiyatları cep yakan haatta bütçeyi sarsacak cinsten:))
300 den başlayan 600 e dogru yol alan bir tarife..
Ham keten olanlar da cok orjinaldi.
Ben İpekevimden aldım burda da Erenköy de temin edebilirsiniz fiyat farkı fazla yok zaten..
sonrasında Ulucami ile bu geziiyi de bitirdik,Yalova ya dogru yol aldık..
Feribota geldığımızde Ayşe ateşler içinde yanıyordu..
Bu da güzel dedik tatil sonu olması:))
Boğaz enfeksiyonu ile bir devirde kapanmış oldu..
eee günde 3 ü bulan dondurma sayısının cezası olsa gerek:))
PS: Bu arada ortada bulunan resim Ayşe ye tatilde taktığımız Kahve Çekirdeği ismini bizzat incelerken..
18 Ağustos 2010 Çarşamba
görmedik demeyelim...
tatil anıları bitmeden rahat edemeyeceğim:)
bu yaz yakın bir yer olsun istedik ve Erdek e gittik...
dönüşte geze geze dönelim dedik..
yol güzergahında Manyas vardı harika olacak diye düşünerek uğradık..
sonunda birde bu müzecik varmış..
bolca doldurulmuş kuş...
sonuç hayal kırıklığı...
ama orman güzeldi...
yemyeşil bir doğa harika...
İşte böyle ..
bir sonra ki güzergah Bursa ..
Sevgiler..
bu yaz yakın bir yer olsun istedik ve Erdek e gittik...
dönüşte geze geze dönelim dedik..
yol güzergahında Manyas vardı harika olacak diye düşünerek uğradık..
kimsecikler yoktu..
harika bir orman ..
neyseki bir yetkili bulduk dürbünlerimizi aldık..
yolun sonunda bir kule var dedi...
ulaştık tırmandık..
çok sıcaktı içi...
en yukarı çıktık ve küçücük camlardan oldukça uzaklarda olan kuşları gördük!! diyelim...
bir kaç tanede havada yakaladık kendilerini...
sonunda birde bu müzecik varmış..
bolca doldurulmuş kuş...
sonuç hayal kırıklığı...
ama orman güzeldi...
yemyeşil bir doğa harika...
İşte böyle ..
bir sonra ki güzergah Bursa ..
Sevgiler..
Etiketler:
gezdim gördüm,
gözüme takılanlar,
manyas kuş cenneti
16 Ağustos 2010 Pazartesi
birazda ondan bahsetmeli...
Unutmuşum ya da ben öğrendim yaa herkesde biliyor sanıyorum:))
Evet benim bir bebeğim daha olacak...
varlığını bu ay hissettirmeye başlayan...
annesine şimdilik 6 kilo aldıran (sonum belli değil)
İnş sağlıklı biiiirrrrr oğlum olacak:))
Yorumlarda Ayşe sormasa benim hiç aklıma gelmeyecekti cinsiyetinde bahsetmek...
Hep hayırlısı olsun dedik..Ama ne yalan söyleyeyi ki kalbimin köşesinde kızımın üstüne bir kız daha gelsin istemiyordum pek de:))
bu sefer de farklı olsun..Bende kaynanalık nasıl bir duygu tadayım istiyordum haniiii:))
Ayşe Sina cok sevinmedi o kız istiyordu inşallah o da olur kız kardeşde önemli ...
Ama alışverişlerini yaparken çok eğleniyorum yine..
Kız reyonlarına doymuşum galiba..bunlarda güzelmiş diyerek kızımla seçiyoruz...
Ayşe de durumlar ŞŞŞİMdilik iyi :)))
arada bana koca göbek diyor alınmıyor da değilim hani:))
o da sanırım gönlümü almak için yemeklerden sonra azıcık şişen karnında kardeşi olduğunu iddia ediyor:)))
İnanılmaz büyüdü,yakında büyük çocuk olacağı için tahtının elnden alınmasını düşünüp dalıp gidiyor bu meseleler konuşulduğunda ..
o zamanlarda üzülüyorum ben de...
Canımmm kızım sen benim biriciğimsin....
bu aralar gözyaşlarım da hazırda:)))
yine kızıma bağladım konuyu gidiyorum..
Yaşasınnnn Kadın Dayanışması:)))
Evet benim bir bebeğim daha olacak...
varlığını bu ay hissettirmeye başlayan...
annesine şimdilik 6 kilo aldıran (sonum belli değil)
İnş sağlıklı biiiirrrrr oğlum olacak:))
Yorumlarda Ayşe sormasa benim hiç aklıma gelmeyecekti cinsiyetinde bahsetmek...
Hep hayırlısı olsun dedik..Ama ne yalan söyleyeyi ki kalbimin köşesinde kızımın üstüne bir kız daha gelsin istemiyordum pek de:))
bu sefer de farklı olsun..Bende kaynanalık nasıl bir duygu tadayım istiyordum haniiii:))
Ayşe Sina cok sevinmedi o kız istiyordu inşallah o da olur kız kardeşde önemli ...
Ama alışverişlerini yaparken çok eğleniyorum yine..
Kız reyonlarına doymuşum galiba..bunlarda güzelmiş diyerek kızımla seçiyoruz...
Ayşe de durumlar ŞŞŞİMdilik iyi :)))
arada bana koca göbek diyor alınmıyor da değilim hani:))
o da sanırım gönlümü almak için yemeklerden sonra azıcık şişen karnında kardeşi olduğunu iddia ediyor:)))
İnanılmaz büyüdü,yakında büyük çocuk olacağı için tahtının elnden alınmasını düşünüp dalıp gidiyor bu meseleler konuşulduğunda ..
o zamanlarda üzülüyorum ben de...
Canımmm kızım sen benim biriciğimsin....
bu aralar gözyaşlarım da hazırda:)))
yine kızıma bağladım konuyu gidiyorum..
Yaşasınnnn Kadın Dayanışması:)))
13 Ağustos 2010 Cuma
olur mu ki...
Koşsun ama düşmesin...
uçsun ucsun..terlemesin...
Dondurma yesin ama hiç boğazı şişmesin...
Allah herkesin çocuğuna sağlık versin..
hiiiçç hasta olmasınlar )):
Yaz vaktii de hiç cekilmiyor canım :)
10 Ağustos 2010 Salı
6 Ağustos 2010 Cuma
Mahalle güzelim benim.....
Bebeğiniz kucağınızda meraklı şahsiyetler sorar yaa kız mı erkek mi??
oysa bebeğiniz pembeler içinde gayet kız ciciliğinde salınmaktadır..
saçı yok diye nıye bu soruya maruz kalır ki..
hadı yüzünden gözünden anlamadın bari pembeden felan anla...
ne sinir olurdum kızıma ve bana hakaret sayardım bu soruyu...
bir dostum var cocuklarımız beraber büyüdü kreste..
o söylemişti bayılmştım o zaman...
"Beşik çirkini,mahalle güzeli" diye bir söz...
atalarımız nasıl da bulmuş her duruma olaya göre böyle güzel sözler..
şimdilerde Ayşe nin fotolarına bakınca ne haklılar demekten alamıyorum kendimi...
ee tabii benim bu durumum içinde atalarımız boş durmamış bir sözleri var elbet.:))
Kuzguna yavrusu pamuk,kargaya bülbül gelirmiş:))))
benımkı de o hesap işte..
Amerika’da bir mucit profesöre, kendisini diğer insanlardan farklı kılan şeyi sorup, başarısının sırrını söylemesini istiyorlar. Çok ilginç bir cevap veriyor; ‘Başarımın sırrı annemin 6 yaşımdayken bana takındığı bir tavırdır. 6 yaşımdayken buzdolabından süt alırken süt şişesini düşürüp kırdım. Annem olayı görünce beni dövmedi, kızmadı. ‘Aaaa Henri sütten ne güzel bir göl oluşturmuşsun. Bu gölde benimle biraz oynamak ister misin?’ dedi.
Bir süre oynadıktan sonra annem; ‘Biliyor musun Henri, herkes kendi yaptığı şeyleri kendisi toplamalıdır. Şimdi bu süt gölünü temizlemek için benden sünger mi istersin, havlu mu?’ diye sürdürdü konuşmasını.
Elimden geldiğince dökülen sütü temizledikten sonra annem beni bahçeye çıkardı. Süt şişesinin, düşürmeden nasıl taşınacağını bana gösterdi. Bu olay benim diğer insanlardan farklı olmamı sağlamıştır’
Neler yapmalıyız?
Başka çocuklarla çocuğumuzu kıyaslamayalım.
Çocuğumuzun hatalarını onu kırmadan söyleyelim.
Onların olumlu taraflarını fark edip takdir edelim, onore edelim.
Beğenmediğimiz bir yönü varsa bunu farklı sözlerle dile getirelim.
Güvensizliğini hissettiğimizde güzel sözler söyleyelim.
Gelecekte onun başarılı olacağına inancımızı tekrarlayalım.
oysa bebeğiniz pembeler içinde gayet kız ciciliğinde salınmaktadır..
saçı yok diye nıye bu soruya maruz kalır ki..
hadı yüzünden gözünden anlamadın bari pembeden felan anla...
ne sinir olurdum kızıma ve bana hakaret sayardım bu soruyu...
bir dostum var cocuklarımız beraber büyüdü kreste..
o söylemişti bayılmştım o zaman...
"Beşik çirkini,mahalle güzeli" diye bir söz...
atalarımız nasıl da bulmuş her duruma olaya göre böyle güzel sözler..
şimdilerde Ayşe nin fotolarına bakınca ne haklılar demekten alamıyorum kendimi...
ee tabii benim bu durumum içinde atalarımız boş durmamış bir sözleri var elbet.:))
Kuzguna yavrusu pamuk,kargaya bülbül gelirmiş:))))
benımkı de o hesap işte..
|
Çoğu anne çocuğunu komşusunun veya arkadaşının çocuğuyla kıyaslar. Bu kıyaslama ilk yıllar genellikle fiziksel özelliklere atfen yapılır. Ama toplum genelinde yaygın olan ‘bir çift mavi göz ve sarı saç’ için yapılan ‘çok güzel, mavi gözleri, sarı saçları var’ yakıştırmasını hiç anlamam. Ne yani, sadece gözleri mavi, saçları sarı diye, anlamsız bakan gözler, ifadesiz bir surat niye çok güzel olsun ki!
Bir doğum gününde veya beş çayında yapılan güzel çocuk muhabbeti bazı annelerin yüreğine ok gibi saplanır. Hele kendi çocuğuna iltifat edilmiyorsa üzülür. İçinden ‘keşke o çocuk benim olsaydı’ diyenlerin sayısının az olduğunu sanmayın.
Çocukların yaşı büyüdükçe diğer çocuklarla kıyaslamaya okuldaki başarı unsuru da eklenir. Ve anne-çocuk çatışması başlar. Bu arada gözden kaçan nokta şudur; Kıyaslanan çocuk için söylenen her güzel söz, kendi çocuğunuzun özgüveninden bir parçanın kaybına yol açar.
40’lı yaşlarının başında olan, kendine olan özgüveni konusunda herkesin hemfikir olduğu bir arkadaşım, 10 yaşlarında Pamuk Prenses rolüne hazırlanırken, annesinin babasına söylediği ‘Sen kızının güzel olduğunu mu sanıyorsun? Onlar sıradan bir çocuk, hiçbir özelliği yok’ sözlerini unutamıyor. Yıllar içinde annesi defalarca ‘Çok güzel’ olduğunu belirtmesine rağmen, ilk söylediği sözleri hiç hafızasından silememiş.
Hangi yaşta olursak olalım, çocukluğumuzda bizim de bu tür bir hikayemiz, kendimize olan güvenimizin sarsıldığı dönemler olmuştur. İyi futbol oynadığı için babasının ‘aferin’le takdir ettiği arkadaşınızı kıskandığınız olmadı mı? Ya da saçınızın kısa olduğu bir dönemde komşu kızın uzun saçlarına iç geçiren annenize kırılmadınız mı?
Benzer olayları hepimiz yaşamışızdır. Ancak bazı insanlar yaşamlarının belli bir noktasında bu özgüven eksikliğini aşabiliyor. Bazıları ise ömür boyu özgüvensiz, beceriksiz ve yetersiz kalıyorlar.
Demek ki çocuğu doğurmak ve karnını doyurmak çok önemli değil. Önemli olan çocuklarımızın gönlünü doyurmak. Farkında olmadan doğdukları günden itibaren çocuklarımıza karşı öyle sözler söylüyoruz ki, yıllarca hatta bir ömür boyu sürecek kişilik bozukluklarına ve özgüven yoksunluğuna yol açıyoruz. Hiçbir anne-baba özgüveni yoksun bir çocuk yetiştirmek istemez. Bu durumda, yaptıkları işlerde takdtir, motive etmek ödevimiz olmalı. Başkalarıyla kıyasladığınızda çocuğunuz ‘acaba çirkin miyim, başarısız mıyım, yeteneksiz miyim’ sorularının cevabını bulmaya çalışırken, kendi yolunu kaybedebilir.
Gerçek bir hikayeBir doğum gününde veya beş çayında yapılan güzel çocuk muhabbeti bazı annelerin yüreğine ok gibi saplanır. Hele kendi çocuğuna iltifat edilmiyorsa üzülür. İçinden ‘keşke o çocuk benim olsaydı’ diyenlerin sayısının az olduğunu sanmayın.
Çocukların yaşı büyüdükçe diğer çocuklarla kıyaslamaya okuldaki başarı unsuru da eklenir. Ve anne-çocuk çatışması başlar. Bu arada gözden kaçan nokta şudur; Kıyaslanan çocuk için söylenen her güzel söz, kendi çocuğunuzun özgüveninden bir parçanın kaybına yol açar.
40’lı yaşlarının başında olan, kendine olan özgüveni konusunda herkesin hemfikir olduğu bir arkadaşım, 10 yaşlarında Pamuk Prenses rolüne hazırlanırken, annesinin babasına söylediği ‘Sen kızının güzel olduğunu mu sanıyorsun? Onlar sıradan bir çocuk, hiçbir özelliği yok’ sözlerini unutamıyor. Yıllar içinde annesi defalarca ‘Çok güzel’ olduğunu belirtmesine rağmen, ilk söylediği sözleri hiç hafızasından silememiş.
Hangi yaşta olursak olalım, çocukluğumuzda bizim de bu tür bir hikayemiz, kendimize olan güvenimizin sarsıldığı dönemler olmuştur. İyi futbol oynadığı için babasının ‘aferin’le takdir ettiği arkadaşınızı kıskandığınız olmadı mı? Ya da saçınızın kısa olduğu bir dönemde komşu kızın uzun saçlarına iç geçiren annenize kırılmadınız mı?
Benzer olayları hepimiz yaşamışızdır. Ancak bazı insanlar yaşamlarının belli bir noktasında bu özgüven eksikliğini aşabiliyor. Bazıları ise ömür boyu özgüvensiz, beceriksiz ve yetersiz kalıyorlar.
Demek ki çocuğu doğurmak ve karnını doyurmak çok önemli değil. Önemli olan çocuklarımızın gönlünü doyurmak. Farkında olmadan doğdukları günden itibaren çocuklarımıza karşı öyle sözler söylüyoruz ki, yıllarca hatta bir ömür boyu sürecek kişilik bozukluklarına ve özgüven yoksunluğuna yol açıyoruz. Hiçbir anne-baba özgüveni yoksun bir çocuk yetiştirmek istemez. Bu durumda, yaptıkları işlerde takdtir, motive etmek ödevimiz olmalı. Başkalarıyla kıyasladığınızda çocuğunuz ‘acaba çirkin miyim, başarısız mıyım, yeteneksiz miyim’ sorularının cevabını bulmaya çalışırken, kendi yolunu kaybedebilir.
Amerika’da bir mucit profesöre, kendisini diğer insanlardan farklı kılan şeyi sorup, başarısının sırrını söylemesini istiyorlar. Çok ilginç bir cevap veriyor; ‘Başarımın sırrı annemin 6 yaşımdayken bana takındığı bir tavırdır. 6 yaşımdayken buzdolabından süt alırken süt şişesini düşürüp kırdım. Annem olayı görünce beni dövmedi, kızmadı. ‘Aaaa Henri sütten ne güzel bir göl oluşturmuşsun. Bu gölde benimle biraz oynamak ister misin?’ dedi.
Bir süre oynadıktan sonra annem; ‘Biliyor musun Henri, herkes kendi yaptığı şeyleri kendisi toplamalıdır. Şimdi bu süt gölünü temizlemek için benden sünger mi istersin, havlu mu?’ diye sürdürdü konuşmasını.
Elimden geldiğince dökülen sütü temizledikten sonra annem beni bahçeye çıkardı. Süt şişesinin, düşürmeden nasıl taşınacağını bana gösterdi. Bu olay benim diğer insanlardan farklı olmamı sağlamıştır’
Neler yapmalıyız?
Başka çocuklarla çocuğumuzu kıyaslamayalım.
Çocuğumuzun hatalarını onu kırmadan söyleyelim.
Onların olumlu taraflarını fark edip takdir edelim, onore edelim.
Beğenmediğimiz bir yönü varsa bunu farklı sözlerle dile getirelim.
Güvensizliğini hissettiğimizde güzel sözler söyleyelim.
Gelecekte onun başarılı olacağına inancımızı tekrarlayalım.
nerden bulmusum bilmiyorum ama bu yazıyı dosyalarımda gorunce paylaşmak istedım...
SEVGİLER....
5 Ağustos 2010 Perşembe
1 Ağustos 2010 Pazar
sahil kuşu...
tatilden notlarla devam edeyim bu sıcak günlerde özlemle bakıyorum şu an bu fotolara...
oysa tatıle gıdecegım zaman yagmurun durmasını istiyordum
şimdi mi??
yağmur duasındayım :))
oysa tatıle gıdecegım zaman yagmurun durmasını istiyordum
şimdi mi??
yağmur duasındayım :))
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)












