Her yaz severek giderdim..
Az mı oyunlar oynardık anneannemim büfesinden o eski tabakları kasıkları aşırırdık..Topraklardan çamurlar asma yapraklarından yemekler yapardık..
anneannem bize havludan bebek yapardı bilirmisiniz :)
Bazende piknikler...
bahçeden mis gibi biber,domates,salatalık koparıp bakkaldan dedemin hesabına gazozlar yazdırıp elmalıkta kavaklıkta yapılan piknikler..
Sonrasında biraz daha büyüdüğümüzde
Gider gitmez elimize bir tığ ve ip verilmeye baslandı...
hadi bakalım yap bir havlu kenarı:))
bazen zorla bazen isteyerek inekleri koyunları otlatmaya götürürdük..
orada yediğim dalında kalmış toplanmamış sapsarı eriklerin tadı hala ağzımda..
Kendi yaşıtlarımızla ev oturmaları yapardık..
elimizde iş torbalarımız:)))
Gülümseyerek yazıyorum nasıl da aslında özeniyormuşuz annelerimize değil mi ?
İnsanın burnunun direği nasıl sızlarmış şimdi anladım......
her yaz Ayşe ile birlikte 1 hafta kadar kalıyorum..
istiyorum ki oda görsün domatesin nerede yetiştiğini..
içtiği sütün nereden nasıl geldiğini..
yediği meyvelerin dalından koparıp yendiğinde nasıl daha lezzetli olacağını
özgürce dışarılarda oynamasını,koşmasını...
benim yaşadığım o güzel anıların aynısını bulamasa da onunda olsun istiyorum bir köyü..
o da şalvar giysin:)) (annesi hiç giymedi ama:))
Kokulu üzümlerim olmamıştı henüz ama bu bayramda yeme ümidi içerisindeyim..
dedemin ektiği ahududular da olmamıştı.. anneannem reçelini yapmıştır bile....
Çiçek sulamak ne zevkli birşey bende istiyorum bir bahçem olsun :((
Ben yaşlanıyorum galiba:)
bu da son moda şalvarlı scooter hihhihih:)
hadi az kaldı bayrama...
biraz daha sabır...